Anasayfa » İşveren » İşçinin kaybı yok demek, sigortacılık mevzuatını bilmemektir

İşçinin kaybı yok demek, sigortacılık mevzuatını bilmemektir

İşçinin kaybı yok demek, sigortacılık mevzuatını bilmemektir

Tarih :
İşçinin kaybı yok demek, sigortacılık mevzuatını bilmemektir

5510 sayılı Kanunda yapılan değişiklikle ilgili tutanakları açıklamaya devam ediyoruz. Şimdi de 5510 sayılı Kanunun 83 üncü ve 84 üncü maddelerinin kaldırılmasıyla ilgili yapılan eleştirileri gündeme getiriyoruz.

Yapılan değişiklikle "Madde 10- 5510 sayılı Kanunun 83 üncü ve 84 üncü maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır."

İzzet ÇETİN:İşçinin kaybı yok." demek bile sigorta ve sosyal güvenlik mevzuatını bilmiyorum demektir.

5335 sayılı Yasa, 2006 yılında AKP çoğunluğunun oylarıyla, bizim eleştirilerimize rağmen, kabul edildi. O zaman da yetersizliklerini anlattık yani Sosyal Sigortalar Kurumuyla ilgili olarak yapılan düzenlemelerin "Ben yaptım oldu." mantığıyla yapılmaması gerektiğini, iyi tartışılması, iyi düşünülmesi gerektiğini söyledik.

Şimdi, bu 10'uncu maddeyle yapılmak istenen az evvel görüştüğümüz 81'inci maddenin (c) fıkrası bir kez daha ilgili kanunu açıkça… Maddesinden okuyayım, 81'inci maddenin (c) fıkrası: "Kısa vadeli sigorta kolları prim oranı, yapılan işin iş kazası ve meslek hastalığı bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre yüzde 1 ila 6,5 oranı arasında olmak üzere 83'üncü maddeye göre kurumca belirlenir, bu primin tamamını işveren öder." Yani Bakanın da söylediği gibi: "İşçinin bir kaybı yok." gibi. "İşçinin kaybı yok." demek bile sigorta ve sosyal güvenlik mevzuatını bilmiyorum demektir. Değerli arkadaşlar, 83'üncü madde ne oluyor burada? Atıf yapılan madde yürürlükten kaldırılıyor. Aynı zamanda 84'üncü madde de yürürlükten kaldırılıyor. "83'üncü madde nedir?" diye soracak olursanız: Kısa vadeli sigorta kolları prim tarifesi ve iş kollarının ve işlerin tehlike, sınıf ve derecelerinin nasıl belirleneceği düzenlenmiş. Şimdi, Millî Eğitimin okulları kapatarak sorunları çözmesine benzer bu. Yani bu fabrikaları kapatmıyorsun, bu madenleri, ocakları, taş ocaklarını, kimyasal madde üreten işletmeleri kapatmıyorsun. Ne yapıyorsun? Oraların tehlike sınıflarını kamuoyundan gizliyorsun, toplumdan gizliyorsun, çalışan işçiden gizliyorsun ve bu maddeyi daha altı yıl olmuş bu Meclisten geçirmişsin, altı yıl sonra, üstelik de daha madenlerde, o Afşin Elbistan'da 9 işçinin cesedini çıkartma başarısını gösterememişsiniz, acziniz orta yerde. Dün daha 8 işçinin cesedi yeni defnedildi, onlardan kurtulmak için ne yapıyorsunuz? Maddeleri yürürlükten kaldırıyorsunuz ve prim oranlarını düşürüyorsunuz, Sosyal Güvenlik Kurumunu -Bakan ne derse desin- zayıflatırken kötü niyetli işverenlerin kayırılmasını, teşvik edilmesini sağlıyorsunuz. Madde niçin konuldu 2006'da?

Değerli arkadaşlar, yani madde o kadar yeterli de değil. 508 sayılı Yasa'da ya da 1475 sayılı İş Yasası'nın yürürlükte olduğu dönemde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü yürürlükteydi. O tüzükte ağır, tehlikeli ve zehirli işler bir güzel sayılmıştı. Tüzük işlemez hâle geldi. İş kazalarında dünyada 3'üncü, Avrupa'da 1'inciliğe yükseldik. Niye yükseldik? Önlemler alınmadığı için. Hükûmetin himayesinde işverenler istediği gibi, işçiyi köle gibi kullandığı için, sosyal güvenlik kurumları çöktüğü için. Şimdi de kalkıp diyoruz ki arkadaşlar "İşçiler nasıl, hangi koşulda çalışırsa çalışsın, iş yerinin tehlikeli olup olmadığını işçi de bilmesin, ailesi de bilmesin." Yasa koyan milletvekilinin zaten umurunda değil, okumuyor bile, bakan hazırlamış gelmiş, okumuştur ya da bürokrat hazırlamış gelmiştir ya da Dünya Bankası, IMF böyle dayatmıştır, "Bunu Meclisinizden geçirin." demişlerdir, kaldır, indir, yaptım yasa, yaptığın yasa, altı sene sonra da geliyorsun, yürürlükten kaldırma maddesi.

Arkadaşlar, 83 ve 84'üncü maddeler 81'inci maddenin (c) fıkrasındaki değişikliğin kapatılması maddeleridir, yani suçu ya da gelecekteki suçlamaları örtbas etme maddeleridir. O nedenle alt komisyonda görüştük, geri çekildi, prensip anlaşmasına varıldı, şimdi iki günden bu yana karşılıklı bir diyalogla iktidar-muhalefet bir şeyler yapılmaya çalışılıyor.
Yani ben bazı şeyleri istismar etme gibi bir düşüncenin adamı hiç olmadım. İyi niyetle yaklaşıyoruz, karşılığında iyi niyet görmek istiyoruz. Pek çok sorun var. Önceki gün bütünü üzerine yaptığım konuşmada da söyledim, Sosyal Güvenlik Kurumunun çözmesi gereken sorunları yukarıdan aşağıya yazsak sayfalarca bitmez. Onlar için tek tek kanun teklifi vermek ya da önergeyle düzeltmek mümkün değil. Sayın Bakana da dün söyleyince, "Ya, yeni bir paket hazırlarız, onun içerisine koyarız." dedi.

Sayın Bakan, bunu da o paketin -nasıl bir paketse- içine koy, hiç olmazsa verdiğiniz sözlere inanalım, güvenelim, biz de ne yapacağımızı ona göre hareket edelim, kararlaştırabilelim. Yani, güven duymak istiyoruz, destek vermek istiyoruz "Hayır, destek istemeyiz." diyorsunuz. Şimdi ben, az sonra maddenin oylamasında yoklama isteyeceğim, sağlayın çoğunluğu, sağlayabiliyor musunuz? İsteyeceğim bu yoklamayı, şimdi buradan ilan ediyorum. Hadi bakalım, bu saatten sonra yoklama isteyeceğim. Yapmayın, bu Meclisin bu kadar çalışma ilişkilerini germeyin, bozmayın. Bunun hiç kimseye bir yararı yok. Yani, içeriğini bir kenara bırakıyorum, prensibiyle bile milletvekillerinin, muhalefet milletvekillerinin moralini bozan bir yaklaşım içerisindesiniz.

O nedenle, "Bu maddelerin kuruma zararı yok." demek kurumun işlemlerini, işleyiş mekanizmalarını bilmemek anlamına geliyor.

O nedenle, katılamadığımızı söylüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Hasip Kaplan: Bunlara son dakika golleri derler

Şimdi, tabii, çoğunluk olunca, komisyon çoğunluğu da olunca Sayın Bakan komisyonu atlıyor, komisyonda uzmanlarla görüşmeden, komisyon üyeleri tartışmadan getiriyor Genel Kurula. Şimdi, 10'uncu maddede "son dakika golleri" derler ya -bu, Mecliste gece yarısı olmuyor, daha gündüz- 83 ve 84'üncü maddeyi kaldırıyorsunuz. Ya, Allahtan korkun, maden göçüğünde daha yeni insanlar öldü. Adam -maden şirketi ruhsatı bile değil- inşaat bilmem, maden bilmem, metal bilmem ne diye bir şirket kuruyor, getiriyor işçisini madene, 1 kilometre aşağıya indiriyor. Şimdi, bunun tehlike sınıfı ve primi ile dışarıda çalışan aynı şirketin elemanı bir olabilir mi? Olamaz, çünkü bu yoğunluğa göre, tehlikeye göre bir prim alınıyor. Bu prime göre emekliliği artıyor, bu prime göre emeklilik süresi belirleniyor. Bunun bir ölçümlemesi vardır. Sosyal güvenlikte, geçmişten bu yana, siz tutup zehirli metal araştırması yapan bir iş kolunda çalışan bir işçinin tehlike sınıfı ile turistik otelde çalışan bir işçinin tehlike sınıfını aynı noktaya koyarsanız kime hizmet etmiş olursunuz? Kim bundan kazanır? İşveren kazanır? Niye? Primi işveren ödüyor. Niye? İşçi de ödüyor bir kısmını ama çoğunluğunu işveren ödüyor. Arkadaşlar, bu Meclis işverenlere mi çalışacak? Yani işçi ve emekçiye çalışmayacak mı biraz? Biz, zaten, yüzde 5 işveren priminin devlet tarafından karşılanması için bütçede hüküm koyduk. Yüzde 5 oradan. Şimdi de bu tehlike sınıflarını bir araya getirdiğiniz zaman ne olacak, 83 ve 84'üncü maddeyi kaldırdığınız zaman? Hasbelkader otuz gün, altmış gün çalışmış bir işçi o sınıfta, tehlikeli bir maden göçüğünde öldü veya zehirlendi, ne yapacaksınız? Bunun cevabı var mı? 83'ü, 84'ü kaldırınca yasada boşluk doğuyor. Bunun bir izahı yok arkadaşlar.Bunun bir tek izahı var, aynı, tek tip iş kolu yaparsınız, işverenlerin cennetine çevirirsiniz Türkiye'yi, işçiler de böyle ezilir gider. Yapılacak olan bu.
Şimdi, bunun tartışmasını bırakın, Türkiye'de öyle iş kolları var ki bu iş kollarında emeklilik süreleri kısadır tehlikeli olduğu için. Bu iş kolları tehlikeli olduğu için ister istemez ücretleri biraz daha yüksektir. Tehlikeli iş kollarında ister istemez primler de biraz daha yüksektir, emeklilik maaşları da biraz daha yüksektir. Yani siz bu standardı kaldırıp tek düze indirdiğiniz zaman burada işçi aleyhine, emekçi aleyhine bir düzenleme yapıyorsunuz.

Bizim buradaki kaygımız şu: Bakın, bu son dakika madde ihdası önergeleri bundan sonraki maddede var; spor kulüplerinin borçlarının yapılandırılması. Şimdi, biz bir önerge vermişiz, konuşmayacağız o maddede ama bunu açıklamak gerekiyor. Spor ile ilgili bir madde, spor kulüplerinin borçlarıyla sosyal güvenlik destek primlerinin yapılandırılması… Biz ne demişiz? "Eğer spor şirketleri, kulüpleri batmışsa, paraları yoksa feragat edin." Önerge vermişiz, feragat edilmesini istemişiz ama karşımıza Hükûmet yeni bir teklif, yeni bir madde ihdasıyla geliyor, maddeyi değiştiriyor. E, Komisyonda bunu tartıştık mı? Yok. Ne yapıyor? Yeni bir yapılandırma getiriyor.

Şimdi, yeni bir yapılandırma getirdiğiniz zaman Hükûmetin önergesi konuşulacak, o kabul edildiği zaman bizimki düşecek yani bizim feragat önergemiz düşecek. Onun için, Hükûmetin önüne geçmek için ne yapmamız lazım? Bu sefer bizim feragat önergemizden vazgeçip…

Yani zaten spor kulüplerinin çoğu çok büyük zorluklarla ayakta duruyor. Sponsorları yok, belediye imkânları az, vatandaşın destekleri az. Bunların primleri, çalışanlarının ve personelinin, sporcuların primleri söz konusu olduğunda, bir de eğer o kulüpler kapanmışsa, batmışsa, o kulüpler iflas etmişse ne olacak? Oradaki insanların hayatları mağdur olacak, sosyal güvenlikten mahrum olacaklar, primleri ödenmemiş olacak, iş mahkemelerinin kapısında sürünecekler, yok, tespit davaları açacaklar. Madem devletsiniz, al, sosyal devletin bir güzelliği işte. Bir defa da feragat edersiniz. Yaptınız işveren borçlarında bu feragati çok, 12 tane de mali af çıkardınız. Spor kulüplerine de bir feragat çıkarın.
Spor kulüpleri zor ayakta duruyor, her gün dolaşıyorlar; çarşıdan, esnaftan, sporseverlerden, belediyelerden, bir yerlerden bir destek almaya çalışıyorlar. Herkes marka değil, Fenerbahçe gibi, Galatasaray gibi, Beşiktaş gibi, Trabzonspor gibi marka değil. Öyle şirketleri, anonim şirketleri, paraları yok. Anadolu'daki spor kulüplerini bir gezin, kasabalardaki, kazalardaki, köylerdeki spor kulüplerine bir bakın. Genel olarak Türkiye'de spora bu kadar değer veriyoruz ki olimpiyatlarda aldığımız neticeler ortada, sporda aldığımız neticeler ortada. Sadece büyük spor kulüpleri gündeme geliyor.

Şimdi, burada bunu da Hükûmet bir önergeyle baypas edecek, biz de görüşmeyeceğiz. E ne yapacağız? Görüşebilmek için, bizim konuşabilmemiz için maddeyle ilgili, maddenin çıkarılması olması gibi bir önerge gerekiyor, bu önergeyi verdik. Arkadaşlar, bunun gayet basit bir yöntemi var. (Hatip önerge metnini yırttı) Çok basit, bak, önergemizi geri çektik. Sayın Bakanın önergesi, yalnız, kalacak. Hem biz konuşmamış olacağız, Sayın Bakan konuşsun. Siz çalın, siz söyleyin, siz oynayın, siz yapın. Komisyona da gerek yok, muhalefete de gerek yok, siz zaten çoğunluksunuz, bizim teklifimizin de kıymetiharbiyesi yok. O zaman biz ne yapıyoruz burada? Arkadaşım, biz yasa yapmıyoruz, yasa yapmıyoruz. Kaliteli yasa yapma gibi bir sorunumuz yok. Biz, burada, şeklî olarak çoğunluğun teşkil ettiği bir yasama sürecini, kalitesiz yasa yapma sürecini yapıyoruz. Bu, çok tehlikelidir. Parlamenter demokraside de bu yoktur, başkanlık sisteminde de bu yoktur. Yani sizin siyasal tasarımcılarınızın getirdiği ne yarı başkanlık sisteminde ne tam başkanlık sisteminde böyle bir yasama rezaleti yoktur. Onun için, biz, bu tür hayati ve çok sayıda insanı, milyonları ilgilendiren yasalarda biraz daha özen istiyoruz. Biz, parti grubu olarak bu konuda iyi niyetle atılan her adıma destek olmuşuz. Olumlu gördüğümüze "Evet." demişiz ama görmediğimize de "Evet." deme hakkını kendimizde bulmuyoruz. Bizim de bir siyasi programımız var; emekten yanayız, çalışandan yanayız. O zaman bu konudaki fikirlerimizi öne süreceğiz. Bunun da önünü kapatıyorsunuz. Bu nedenle Allah kolaylık versin, selamet versin. Üç ay sonra yeni bir yasayla bu yanlışınızı da düzeltmek için tekrar buraya gelirsiniz. Aha, buraya yazıyorum, sen, Sayın Elitaş, üç ay önce çıkan yasayı değiştirdik, tekrar üç ay sonra buraya gelmezsek görürsünüz.

Kaldırılan bu maddelerde neler vardı?

Kısa vadeli sigorta kolları prim tarifesi ve işkollarının ve işlerin tehlike sınıf ve derecelerinin belirlenmesi
MADDE 83- Kısa vadeli sigorta kolları primi, yapılan işin iş kazası ve meslek hastalığı bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre tespit edilir. İş kolları tehlikenin ağırlığına göre sınıflara, bu sınıflar da özel iş şartlarına ve tehlikeyi önlemek için alınmış olan tedbirlere göre derecelere ayrılır. Hangi iş kollarının hangi tehlike sınıfına girdiği, tehlike sınıf ve derecesine ait prim oranlarının ve tehlike derecelerinin belirlenmesinde uygulanacak esaslar, ilgili bakanlıkların görüşleri de alınarak Bakanlığın teklifi üzerineBakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulacak bir tarife ile tespit edilir. Prim tarifesi gerekli görülürse aynı usûlle değiştirilebilir.

Yapılan işin birinci fıkrada belirtilen tarifeye göre hangi tehlike sınıf ve derecesine girdiği ve ödenecek kısa vadeli sigorta kolları primi oranı Kurumca belirlenerek işverene ve 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara tebliğ edilir. İş kazasını ve meslek hastalığını önleyecek tedbirler hakkındaki mevzuat hükümlerine uygun bulunmadığı tespit edilen işler, Kurumca daha yüksek primli derecelere konulabilir.

Kurum, işyerinin tespit edilmiş bulunan tehlike sınıf ve derecesini yaptıracağı incelemelere dayanarak kendiliğinden veya işverenin ya da 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların isteği üzerine değiştirebilir. Kurumca yapılacak değişikliklere ilişkin kararın takvim yılından en az bir ay önce işverene, işveren tarafından değişiklik isteğinin de takvim yılından en az iki ay önce Kuruma bildirilmesi şarttır.

Böylece karara bağlanacak değişiklikler, karar veya istekten sonraki takvim yılı başında yürürlüğe girer.

İşverenler ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlar, tehlike sınıf ve derecesi ile prim oranı hakkında Kurumca yapılacak yazılı bildirimi aldıktan sonra bir ay içinde Kuruma itiraz edebilir. Kurum, bu itirazı inceleyerek en geç üç ay içinde karara bağlayarak sonucunu itiraz edene bildirir. İlgililer, Kurumun kararı üzerine, kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde yetkili mahkemeye başvurabilir. Kuruma itiraz edilmesi veya mahkemeye başvurulması, primlerin takip ve tahsilini durdurmaz.
İşverenin veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların itirazı; işyerinin tehlike sınıfı ve derecesi ile kısa vadeli sigorta kolları prim oranının tebliğine ilişkin yazının işverence veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlar tarafından tebellüğünden itibaren bir ay içinde yapılmış ise, değiştirilen iş kolu kodu ve tehlike sınıfı ile tehlike derecesinin hatalı uygulandığı tarihten, bir aylık süre dışında yapılmış ise, itirazın Kurum kayıtlarına intikali tarihini izleyen yılbaşından, üçüncü fıkrada belirtilen sürelerin aşılması durumunda ise, Kurumca yapılacak değişikliğe ilişkin kararın tebliğini izleyen takvim yılı başından geçerli olarak uygulanır.

Bu değişiklik nedeniyle tehlike sınıf ve derecesinin yükselmesi halinde, kararın işverene veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlara tebliğ edildiği tarih ile yürürlük tarihi arasındaki süreye ilişkin kısa vadeli sigorta kollarına ait prim farkının tebliği tarihini takip eden bir ay içerisinde Kuruma ödenmesi halinde, fark prim için gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz. Aksi takdirde, fark primi 89 uncu madde uyarınca gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil olunur. Tehlike sınıf ve derecesinin düşmesi halinde ise, kısa vadeli sigorta kolları sigortası prim farkı, işverenin varsa borçlarına mahsup edilir, yoksa iade edilir. Bir ay içinde iade edilmesi halinde faiz ödenmez.

Tehlike sınıf ve derecelerini etkileyebilecek değişiklikler
MADDE 84- İşverenler ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlar, tehlike sınıf ve derecesini etkileyebilecek her türlü değişikliği bir ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirim üzerine Kurum, yaptıracağı incelemeler sonunda tehlike sınıf ve derecesini değiştirebilir. Tehlike sınıf ve derecesini etkileyebilecek değişiklik bir ay içinde bildirilirse bu konuda Kurumca verilecek karar, değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki ay başından başlanarak uygulanır.
Tehlike sınıf ve derecesini etkileyebilecek değişiklik bir ay içinde bildirilmezse;
a) Tehlike sınıfı yükseliyorsa, değişikliğin meydana geldiği,
b) Tehlike sınıfı düşüyorsa, değişikliğin Kurumca öğrenildiği,
tarihler esas alınmak ve bu tarihlerden sonraki ay başından itibaren uygulanmak üzere, Kurumca karar alınır ve ilgililere tebliğ olunur.

 

Kaynak : SGK Rehberi
Cemil Çiçek'ten Babacan'a 6 maddelik sürpriz öneri!
Damat dehşet saçtı: Kayınpederini ve kayınbiraderini öldürdü
Bir defaya mahsus af çıkıyor!
İşte Atatürk Havalimanı'ndaki yoğunluk
Emanet aldığı aracı vermeyince 'hırsızlık'tan ceza aldı
Bu gece Ay tutulması gerçekleşecek
Bu millet darbeyi çıplak elleriyle durdurmuştur'
Emekliye zamlı maaşlar yarın hesaplarda
'Yeni parti' sorusuna Ahmet Davutoğlu'nun cevabı
106 yaşında demokrasi nöbetine katıldı
Ahmet Hakan: Annemi bile inandıramadım
90 bin camide eş zamanlı olarak sela okundu
TCMB'dan 'dijital para' hamlesi!
Emekli memur icralık olursa, memur eşinin maaşına haciz gelir mi?
BAE medyasından FETÖ'yü övücü haberler
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Öğretim Üye Alım İlanı
15 Temmuz'da bombalarla hasar gören araçlar
Ali Yalçın: 15 Temmuz yeniden dirilişin adıdır
'Taşeronda belediye, TYP, şoförler işten çıkarılıyor!'
Ünlü çifte ev sahibinden kötü haber!
Şehit yakınlarını ücretsiz taşıyor
15 Temmuz fotoğrafları su altında sergilendi
Soylu: Bu yıl FETÖ'ye dönük 9 bin 903 operasyon yaptık
Ünlü iş adamı yoğun bakımda
Artan üretim enflasyonu aşağıya çekecek
Acı haber geldi! Yaralanan asker şehit oldu
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Alım İlanı
Herkes merak ediyordu! Erdoğan, Şimşek'e teklif sundu mu?
Erdoğan'ın konuşması sırasında protesto: Alanı terk ettiler
Emekliler merakla bekliyor! İkramiyeler ne zaman yatacak?
Eski milletvekili Karadeniz için TBMM'de tören
Babacan'ın ekibinden yeni videolu çıkış!
Sözleşmeli mühendisim, ilaveten şoförlük görevi verilmesi doğru mu?
CHP'li başkana FETÖ gözaltısı
Sıfır öldü yeni favori 8-9 yaş
Eskişehir'de feci kaza: 3 ölü 6 yaralı
Ek gösterge başka bahara kaldı
Ankara BB, Hacı Bayram Veli Camisi'nde mevlit okuttu
Tüm Türkiye’de ’15 Temmuz’ anıldı
Turkcell CEO'sundan darbecilere bomba cevap: S... gidin
AB'den Türkiye'ye 'Doğu Akdeniz' yaptırımı

Benzer Haberler