Anasayfa » Medya Haberleri » Belediyelerdeki personel kıyımı nasıl durdurulabilir? Ahmet Ünlü yazdı...

Belediyelerdeki personel kıyımı nasıl durdurulabilir? Ahmet Ünlü yazdı...

Belediyelerdeki personel kıyımı nasıl durdurulabilir? Ahmet Ünlü yazdı...

Ahmet Ünlü yazdı....

Tarih :
Belediyelerdeki personel kıyımı nasıl durdurulabilir? Ahmet Ünlü yazdı...

Belediye seçimleri sonrasında başkanları değişen belediyelerde ciddi bir personel kıyımı başladı. Acaba bu tür haksız personel kıyımına kim, nasıl ve ne şekilde son verebilir? Haksız yere personeli işten atamanın hiçbir yaptırımı yok mudur? Sayıştay Başkanlığı bu konuda neler yapabilir ya da yapmalıdır? İşte bu yazımızda bu konuları açıklamaya çalışacağız.

İş Kanunu’nda personel hangi hallerde işten çıkarılabilir?

4857 sayılı İş Kanunu’nda işçilerin hangi hallerde işten çıkarılabileceği açıklanmıştır. Ancak, hiçbir gerekçe göstermeden işçinin kıdem ve ihbar tazminatını ödeyerek işten çıkarmak seçimler sonrasında vakayı adiye haline gelmiştir.

Bu kanuna göre hem kamu kesiminde hem de özel sektörde haklı veya geçer nedene dayanılarak işçilerin iş akitleri feshedilebilmektedir. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenleyen 25'inci maddesinde fesih nedenleri tek tek sıralanmıştır. Ayrıca, işçilerin işlemiş oldukları suçlar nedeniyle işçi ve işveren temsilcilerinden oluşan disiplin kurullarında disiplin cezası da verilebilmektedir.

Kamu kesiminde işçi çıkarmak özel sektöre göre daha zor olmasına rağmen, seçimler sonrasında tam aksi yaşanmaya başladı. Bazı belediye başkanları işi iyice çığırından çıkararak ben yaptım oldu ve bana da kimse bir şey yapamaz mantığında. Sanki seçildiği belediyede kamu kaynağı yerine kendi malından harcıyor gibi hareket ediyor ya da belediyede her şeyi yapabileceğini düşünecek kadar cehalet serdediyor.

Belediyeler işçileri hangi gerekçelerle işten çıkarmaktadır?

Seçim sonrasında, birçok belediye başkanı belediye çalışanlarını haklı ve geçerli neden göstermeksizin tazminatlarını ödeyerek işten çıkarmaktadırlar. Çoğunlukla ben yaptım oldu mantığı çerçevesinde hiçbir gerekçe gösterilmeden iş akitleri feshedilmektedir. Halbuki yanlış yapan işçiler hakkında gerekli tespitler yapılmalı ve öncelikle disiplin kurulları işçinin savunmasını alarak disiplin işlemi başlatılmalıdır. Ancak, hiçbir gerekçe ve tespit olmadan iş akitleri feshedildiği için işçiler bu durumda dava açma hakkına sahiptirler. Nitekim birçok işçi iş akitlerinin feshini dava etmekte ve davayı kazanmaktadırlar.

Sorun tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Davayı kazanan işçilere işe başlatmama tazminatı ödenerek işe başlatılmamaktadır.

İşe başlatmama tazminatı nedir ve nasıl ödenir?

4857 sayılı Kanun'un geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları başlıklı 21'inci maddesinde geçersiz sebeple iş akdi feshedilen işçilerin hakları düzenlenmiştir. Buna göre, işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır.

İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. Mahkeme veya özel hakem, maddede düzenlenen tazminat ile ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler.

İşe başlatmama tazminatı kamu zararı oluşturur mu?

Özel sektörde göreve başlatmama tazminatı ödenerek işe başlatmamayı anlamak mümkünken kamuda böyle bir durum akla ziyandır. Kamu kesiminde böyle bir davranış sergileyenlerin sonuçlarına da katlanması gerekmektedir. Bu bağlamda, 5018 sayılı Kanun'a göre kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.

Ayrıca, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğe göre; kamu zararının belirlenmesinde; kamu idaresinin yükümlülüklerinin mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle kamu idaresine faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek malî külfet getirilmesi esas alınmaktadır.

Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, haklı veya geçer neden olmadığı halde işçinin iş akdini fesheden bir belediye başkanı, dava neticesinde de işçiyi göreve başlatmayarak en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemeyi göze aldığında açıkça kamu zararı oluşmaktadır.

Kamu görevlisi olan belediye başkanının görevinin gereklerine aykırı olarak işçiyi işe başlatmaması sonucu hem kamu zararı doğmakta hem de kişilerin mağduriyetine yol açılmaktadır. İşçinin işe başlatılmaması nedeniyle işçiye, mahkeme kararında belirlenen ve “iş güvencesi” tazminatı olarak nitelenen bir tazminat ödenmekte ve bu şekilde kamu kaynağında bir eksilmeye, bir başka deyişle kamu zararına yol açılmaktadır. Ayrıca, işçinin işe başlatılmaması nedeniyle, mağduriyetine neden olunmaktadır.

İşte bu noktada Sayıştay Başkanlığı'nın devreye girmesi gerekmektedir. Nitekim oluşan kamu zararının belirlenmesi Sayıştay denetçilerinin hazırlamış olduğu raporlarla tespit edilmektedir.

Ayrıca, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın da devreye girerek kamu işçilerinin haklarını koruması gerekmektedir. Belediyeler, belediye başkanlarının babalarının çiftliği olmadığı için kafalarına göre işçi çıkarma veya işçi alma yoluna gidemezler. Müfettişlerce yapılacak yerinde tespitlere istinaden oluşturulan raporlar Sayıştay tarafından da dikkate alınarak kamu zararı tespiti yapılacaktır. Oluşan kamu zararını ödemek zorunda olan belediye başkanları bir daha bu tür fütursuzluklara tevessül edemeyeceklerdir.

Sonuç olarak, kamu işçileri korumasız değildir ve haklarını hem Sayıştay nezdinde hem de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdinde aramalıdırlar. Ancak, işten başka şeylerle uğraşanlar için de gerekli tespitler yapılarak haklı veya geçerli nedenlerle iş akdi feshediliyorsa buna da kimsenin bir şey söyleyemeyeceğini düşünüyoruz.

Göreve başlatmayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulmalıdır

Kamu görevlileri yaptığı veya yapmak zorunda olup da yapmadığı fiil ve eylemlerinden dolayı sorumlu tutulabilmektedir. Belediye başkanları da bir kamu görevlisi olduğu için görevi kötüye kullanma suçu işleyebilmektedirler.

Bu nedenle, bir fiilin görevi kötüye kullanma suçu teşkil edebilmesi için, o fiilin görevin gereklerine aykırı olması ve o fiilin kamunun zararına veya kişilerin mağduriyetine neden olması veya kişilere haksız kazanç sağlaması gerekmektedir. Belediye başkanlarının hiçbir haklı neden olmadan yani işçinin disiplin suçu vb. bir suçu olmadan ya da hakkında hiçbir tespit yapılmadan siyasi veya kişisel nedenlerden dolayı iş akdi feshedilmiş ve de mahkeme kararı ile tekrar göreve iade edilmesine rağmen göreve başlatmama tazminatı verilerek göreve başlatılmıyorsa belediye başkanı açıkça görevini kötüye kullanma suçu işlemiştir.

Mahkeme kararına rağmen göreve başlatılmayan işçilerin ilgili belediye başkanı hakkında suç duyurusunda bulunmasını öneririz. Burada sendikalara da büyük görev düştüğünü hatırlatmaya dahi gerek duymuyoruz. Ayrıca, Sayıştay Başkanlığı'nın kamu zararı tespitinde bulunarak ilgililere rücu edilmesi sağlanmalıdır.

Son söz olarak, işinde gücünde olan bir işçinin, sadece belli bir dönemde işe girdi diye iş akdi feshediliyorsa ve ilgili kamu kurumları da gereğini yapma yerine sadece olayı izliyorsa bir arpa boyu yol alamayız. Yaptığı yanlışın bedelini ödeyen bir belediye başkanının bu tür haksız işlere tevessül edemeyeceğini düşünüyoruz.

Kaynak : Yeni Şafak

Benzer Haberler